30 Mart 2013 Cumartesi

Cunda Deniz Restoran

cunda deniz restorann2

Ayvalık-Cunda gezimizde en keyif aldığımız anlardan biri de Cunda Deniz Restoran'daki akşam yemeğimizdi.  Cunda sahilde pek çok balık restoranı var, insan seçim yapmakta gerçekten zorlanıyor. Biz kaldığımız otelden önerdikleri için tercihimizi gönül rahatlığıyla Deniz Restoran'dan yana kullandık. İyi ki de öyle yapmışız hem lezzetli hem keyifli bir akşam yemeği yemiş olduk. 

cunda deniz restoran

Şimdi buradaki menüden ve bizim tattıklarımızdan bahsetmek istiyorum ki giderseniz sizlere de fikir olsun. Önceki yazımda bahsettiğim gibi Cunda'daki pek çok restoranda görebileceğiniz meze çeşitliliği burada da var. Bu yüzden seçimlerinizi menüden değil, görerek buradan yapıyorsunuz. Tabii seçmek hiç kolay değil, birini seçerken diğerinde aklınız kalıyor. Ama her şeyi de tatmak mümkün değil, öyle değil mi? :) Neler yoktu ki bu dolapta aklınıza gelen ve hatta gelmeyen pek çok meze çeşidi, Ege otları, kızartma çeşitleri, börek çeşitleri, ara sıcaklar... Saymakla bitmez, o yüzden ben size sadece yediklerimizi anlatayım...

cunda deniz restoran 2

Başlangıçta gördüğünüz gibi zeytin, zeytinyağı ve zeytinyağlı, sarımsak ve kekikli ekmekler geldi. Zeytinin ve zeytinyağının memleketine gelmişiz bunları tatmamak olur mu? Lezzetinden bahsetmeme herhalde gerek yok, sadece bunlarla karnımı doyurabilirdim :)

cunda deniz restoran 3

Karışık ot tabağı, kaya koruğu turşusu ve dil tava

Ardından neler geldi? Karışık ot tabağı, kaya koruğu turşusu ve dil tava. Karışık ot tabağı bildiğimiz usulde otların haşlanması ve biraz zeytinyağ ilavesiyle sunulması şeklindeydi. Bizim gibi ot cennetinden geliyorsanız zaten benzerlerini pek çok kez yapmış ve yemişsinizdir :) Kaya koruğu turşusu ise farklı bir aromaaya sahip , rastlarsanız mutlaka tadın. Ve... Dil tava çok çok lezzetliydi, o gece en sevdiğim tatlardan biri baharat çeşitleri ve sosuyla nefisti. Şimdi fotoğrafına bakarken bile suyuna ekmek bandırmak istedim :)

cunda deniz restoran 7

Ot mücver
Bir diğer seçimimiz ot mücverdi, karışık ot çeşitlerinden hazırlanan mücver yoğurt ve tereyağla birlikte oldukça lezzetliydi.

cunda deniz restoran 6

Karides mantısı

İlk kez tattım ama bayıldım, karidesleri minicik yufkalara sigara böreği gibi sarıp kızartmışlar, çıtır çıtır çok lezzetliydi. Kesinlikle tavsiye ederim.

cunda deniz restoran 4

Patlıcan Böreği

 Altta patlıcan üzerinde lorlu kaplama olan değişik bir ara sıcak..


cunda deniz restoran 5Lor Böreği

Rulo börek şeklinde yapılmış, ara katlarda Ege'nin güzel lezzetlerinden biri olan lor kullanılmış, çıtır çıtır, lezzetli ve yine tavsiye edeceğim tatlardan biri.

cunda deniz restoran 9

Reçelli Lor Tatlısı

Lor tatlısı yine bir Ege klasiği... Ege'nin yemekleri kadar hafif, tek ihtiyacınız lezzetli bir tatlı lor ve ev yapımı bir reçel :) Üzerine hafifçe kavrulmuş fıstık ilavesi de çok güzel bir fikir olmuş :)

cunda deniz restoran 10

Meyve tabağı

Cunda Deniz Restoran menü zenginliği, servis kalitesi, lezzet ve sunum konusundaki başarısı ile bizden tam not aldı. Cunda gezimizin güzel anlarından birini oluşturan bu nezih restoranı sizlere de öneririm, Cunda'ya yolunuz düşerse bu güzel lezzetlerin tadına bakın mutlaka. 

Cunda Deniz Restoran İletişim Bilgileri:
Cunda Deniz Restourant sahil boyu no:15 Alibey adası Ayvalık/Balıkesir
Telefon:0266 327 16 85

25 Mart 2013 Pazartesi

Cunda Gezisi


cunda meze

Ayvalık Zeytinyağı Festivali ve Ayvalık Gezisi yazılarından sonra şimdi de sizinle Cunda gezimizden detaylar paylaşmak istiyorum. Pembe Kekik'imle Ayvalık'ta gezip dolaştıktan sonra Cunda'ya gelip gezimize sahil turu ile başladık. Cunda sahilde dolaşırken balık restoranlarının vitrinlerinde yer alan meze çeşitliliği insanı hayrete düşürecek kadar fazla. Ege'nin çeşitli otları, deniz ürünleri Girit mezeleri aklınıza gelebilecek pek çok çeşidi bir arada bulmak mümkün.

Cunda


cunda çarşı 

 Cunda Çarşısında pek çok tatil beldesinde olduğu gibi deniz temalı objeler, takı çeşitleri, doğal taşlar, çeşitli aksesuarlar ve hediyelik eşyalar bulmak mümkün.

cunda taş kahve 

Taş Kahve, Cunda sahilde yer alan en eski ve işlek mekanlardan biri. Deniz havasını içinize çekerek, çayınızı, kahvenizi içebileceğiniz, sevdiklerinizle sohbet edip Cunda'da olmanın tadını çıkarabileceğiniz bir yer.


cunda girit restoran

cunda girit restoran 2 

Sahil turunu bitirip arka sokaklara geçtiğimizde sarmaşıklar arasında gizlenmiş çok hoş bir bahçe içerisindeki bu Girit Restoranı dikkatimizi çekti. Biz akşam yemeği için kararımızı vermiş olduğumuzdan Girit Restoranını deneyemedik, ama aklımız kaldı. Sizce de bahçe çok hoş görünmüyor mu?

cunda evleri cuna evleri 5 cunda evleri 6 cunda evleri 4

Tıpkı Ayvalık'ta olduğu gibi Cunda'da da ara sokaklarda dolaşırken evlerin güzelliğine dalıp gittik. Bu evler beni o kadar etkiledi ki buraya eklemek için seçerken zorlandım, hepsi birbirinden güzel. Kim bilir içinde ne hayatlara, ne anılara ev sahipliği yapmış evler..

cunda evleri 7 cunda evleri 2 cunda evleri 3

Bu evlerin kapılarında bile ayrı bir zarafet, ayrı bir güzellik var. Bir kısmı otel ya da restoran olarak kullanılmak için restore edilmiş.

Cunda'da sahilde gezip deniz havasını içimize çektikten sonra iç kısımlara dalıp bu güzel evler arasında yürüyüp bol bol fotoğraf çektik. Daha sonra ise günümüzü Cunda Deniz Restoran'da nefis bir akşam yemeği ile tamamladık. Bunun detayları da bir sonraki yazıda :)

18 Mart 2013 Pazartesi

Ayvalık Gezisi

ayvalık saatli camii 3

Size önceki yazımda Pembe Kekik'imle katıldığımız Ayvalık Zeytinyağı Festivali'nden bahsetmiştim. Bu yazımda ise kalan zamanımızda Ayvalık'ta neler yaptık, onları anlatacağım.

Festival alanını gezdikten sonra Ayvalık'ın sokaklarına attık kendimizi. Herhangi bir plan yapmadan, bir yere ulaşmaya çalışmadan aheste aheste dolaşmaya başladık. Karşımıza önce Saatli Camii çıktı. Merkezde yer alan bu yapı önce kilise olarak yapılmış, daha sonra camiye dönüştürülmüş. Bu cami Ayvalık'ın sembolü olan yapılardan biri.

ayvalık evleri 2

ayvalık evleri 3

Ardından dar sokaklarda hayallere dalarak eski Ayvalık evleri arasında gezindik. Kim bilir ne hayatlara, ne hikayelere ev sahipliği yapmış, eski ama güzelliğinden bir şey kaybetmemiş evler...

ayvalık camii

Hamidiye Camii, Ayvalık'ın tarihi camilerinden bir diğeri.


IMG_0043



IMG_7286 IMG_7288

Bu tarihi yerleri gezdikten sonra biraz da alışveriş yapalım dedik ve çarşıyı dolaşmaya başladık. Ayvalık'a gidip  Güler Pastanesine uğramamak olmazdı. Orada sakızlı kurabiye, lorlu tatlı ve lorlu baklavadan hem tattık hem de yanımıza aldık :)

IMG_7284 IMG_7285 

Aklımızda bir de iyi bir peynirci bulmak vardı. Pembe Kekik'im daha önce yediği saganaki peynirinden bulmak istiyordu. İyi bir peynirci sorduğumuzda bize Ferdi Peynir'i önerdiler. Gittiğimizde çok şirin bir hanım bizi karşıladı, peynirler hakkında bilgi verdi, bize tattırdı. Burada saganaki dışında yöresel pek çok peynir çeşidini bulmak mümkün. Saganakinin de sadesinin yanı sıra çörekotlu ve kekiklisi vardı, ben özellikle kekikli olanı çok beğendim. Tattığımız ve alıp yanımızda getirdiğimiz peynirler oldukça lezzetliydi, Ayvalık'a yolunuz düşerse Ferdi Peynir'e uğramanızı tavsiye ederim. Yukarıda görmüş olduğunuz bahatlı peynirler çok güzel fikir değil mi? Ferdi Peynir bu şekilde satıyor, siz de kendiniz hazırlamak isterseniz Pembe Kekik'in alternatif bir tarifi var, ona bakabilirsiniz.

ayvalık koç müzesi 1 ayvalık koç müzesi 3 ayvalık koç müzesi 2

Kısa Ayvalık turumuzu tamamladıktan sonra Cunda Adası'na doğru yola çıktık. Pembe Kekik beni Cunda'nın girişinde tepede yer alan Rahmi Koç Müzesi'ne götürdü. Bunun için kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır. Daha önce birkaç kez daha Ayvalık'a gitmiş olmama rağmen bu müzeyi görmemiştim ve ne kadar çok şey kaçırmışım. sadece manzarası için bile gitmeye değer, çok etkileyiciydi. Şu an yazarken ve fotoğraflara bakarken bile orada olmayı ne çok istedim bilseniz...

ayvalık kent kitaplığı 3

ayvalık kent kitaplığı 2

ayvalık kent kitaplığı

Daha önce kilise olan bu yapı Rahmi Koç tarafından restore edildikten sonra müze ve kitaplık haline getirilmiş. Kitaplığa Sevim ve Necdet H. Kent adı verilmiş, emekli büyük elçiye ait kitaplar da oğlunun  bağışıyla burada yer almış.

ayvalık koç müzesi ayvalık koç müzesi limonata

Terasta muhteşem Cunda manzarasını seyrederken dalıp başka alemlere gidebileceğiniz şirin bir cafe de var. Biz henüz güneşin sıcaklığını hissettirdiği o günlerde limonata içip ferahlamak istedik ve limonatanın sunumunu çok sevdik. Alışılageldiği gibi limon, buz ve nanenin yanı sıra portakal ve elma dilimleri ve bir de vişne vardı içinde. Böylece cafenin sadece manzarasına güvenmediğini sunum konusunda da başarılı olduğunu gördük.

Siz de müzeyi gezmek isterseniz pazartesi hariç her gün 9.30-17.30 saatleri arasında ziyarete açık olduğunu ve girişin ücretsiz olduğunu belirteyim.

IMG_7296

Ayvalık'ta gittiğimiz yerlerden biri de cennet tepesi idi. Buraya İzmir'e dönüş yolunda uğradık, hemen yol üstü bir noktada zaten. Çok fazla söze gerek yok gördüğünüz gibi buradan çok güzel bir manzara seyredebilirsiniz. Manzaradan bahsetmişken size son bir yer daha önereceğim ki belki çoğunuzun daha önceden gittiği Şeytan Sofrası. Biz daha önce gittiğimiz için ve vaktimiz de dar olduğundan  bu kez uğramadık, ama özellikle gün batımında Şeytan Sofrası'nda muhteşem güzellikte bir görüntü var. 


Bir sonraki yazıda Cunda gezimizin detayları yer alacak, takipte kalın :)

10 Mart 2013 Pazar

Ayvalık Zeytinyağı Festivali

IMG_7114

Sizlere katıldığım çok güzel bir etkinlikten -maalesef epey gecikmeli olarak- söz edeceğim. Belki bazılarınız duymuştur, 18-20 Ekim tarihleri arasında Ayvalık Zeytinyağı Festivali'nin 8.si düzenlendi. İtiraf etmeliyim ki daha öncekilerden hiç haberdar olmamıştım. Bu yıl festival programından sevgili Pembe Kekik bahsedince heyecanlandım. Hem festivale katılmak için hem de güzel bir hafta sonu geçirip Ayvalık ve Cunda'yı bir kez daha görmek için ne güzel bir fırsat olacaktı.

IMG_7113 ayvalık çam otel

Güzel ve güneşli bir cumartesi sabahı düştük yola... Ayvalık'a varır varmaz önce sahilde bir yorgunluk kahvesi içtik. Ardından otelimize gittik. Otel seçimi konusunda Pembe Kekik'iğimi tebrik etmeliyim, Çam Otel beklentilerimin üzerindeydi. Denize sıfır konumu, sakinliği, temizliği ile benden tam not aldı.

IMG_7118

IMG_7119

Ardından festival alanına gittik, Cumhuriyet Meydanı'nda kurulan standları gezdik. Sabahki zeytin hasadını kaçırmıştık... Festival alanında Annesinin Kızı kitabının yazarı Güler Hanımla tanışma ve sohbet etme imkanı bulduk. Güler Hanım, çok hoş, zarif bir hanım. Annesinin Kızı kitabında İzmir ve ilçelerinde yaşayan hanımlara ait tarifler ve bunların hikâyeleri yer alıyor. Bunların bu kitapla kayıt altına alınması ve kaybolmadan sonraki nesillere devredilecek olması son derece önemli bir hizmet. Mutfak kültürü konusunda ilgili iseniz mutlaka kütüphanenizde bulundurmanızı öneririm.

IMG_7123

Bu tatlı sohbetten sonra festival alanındaki diğer standları gezmeye başladık. Ben organik ev reçellerinin fotoğrafını çekerken biri beni de çeksene diye seslenip poz verdi. Maşallah ne tatlı bir çocuk değil mi? :)

IMG_7127

IMG_7125

Festival zeytinyağı üzerine olunca hemen hemen her stantta zeytin ve zeytinyağı tadımı vardı, yanında banmalık minik ekmekler ile...

Festivaldeki balık ekmek standını görünce bizim ayvalık tostu yeme planı suya düştü. Bir Ayvalık tostu yiyemeden döndük Ayvalık'tan iyi mi? Ama balığa asla hayır diyemezdik :)

Festival alanını gezdikten sonra Ayvalık merkezde mini bir tur yapıp Cunda'ya geçtik. Bunların detayları da sonraki yazılarda yer alacak.

cats 

Festivalin ilk gününü böylece geçirdikten sonra 2. gün tekrar Cumhuriyet Meydanı'na geldik. Standları tekrar dolaşırken bizi güzel bir sürpriz bekliyordu. Monteida Zeytinyağları'nın mutfağında blogunu, Lezzet dergisindeki yazılarını ve diğer işlerini beğeniyle takip ettiğim ve daha önce de İglo etkinliği sayesinde tanışma fırsatı bulduğum arkadaşım Tijen Aktay buradaydı. Tijen'le burada hem sohbet etme hem de etkinlik kapsamında hazırladığı nefis ikramları tatma fırsatımız oldu :)

IMG_7292

Tijen'in lezzetli ikramlarından sonra böyle keyifli bir ortamda deniz kokusunu içimize çeke çeke, güneşli son günlerin tadını çıkara çıkara kahvelerimizi içtik ve İzmir'e dönüş hazırlıklarına başladık. 

IMG_7294

Böylece hem bu güzel festivale katılmış, hem de Ayvalık ve Cunda'da Pembe Kekik'imle çok güzel iki gün geçirmiş olduk.

Bir sonraki yazıda Ayvalık'ta nereleri gezdik, nerelerden alışveriş yaptık onları paylaşacağım, takipte kalın :)

6 Mart 2013 Çarşamba

Tatlı Kriziyle Başa Çıkma Yolları




Sağlıklı Beslenme ve Diyet köşemizde bugünkü yazımızın konusu tatlı krizleri :) Tatlı krizlerinin sebepleri nelerdir ve bununla nasıl başaçıkabiliriz? Bu soruların cevaplarını bize Diyetisyen&Yaşam Koçu Gizem Şeber verecek.

Şeker, hepimizin doğduğumuz andan itibaren ilk tercih ettiği tattır. Bu durumun başlıca sebebi, şeker beynimizden seratonin ve endorfin adı verilen mutluluk hormonlarının salgılanmasına yardımcı olur. Mutsuz kişilerin de buzdolabında tatlı bir şeyler aramasının veya iş yerinde çekmece de bir acil durum çikolatası bulundurmasının sebebi budur. Kadına tatlı aratan en temel neden, mutlu olma isteğidir. Fakat tatlı krizlerinin fizyolojik sebepleri de olabilir. Diyetisyen &Yaşam Koçu Gizem Şeber  tatlı krizlerinin en temel nedenlerini açıklıyor…

Hipoglisemi: Kan şekerinin hızlı düşmesi durumu olarak açıklanabilecek hipoglisemi rahatsızlığında, kişinin ara öğün yapma alışkanlığı yoksa veya uzun süreler boyunca aç kalıyorsa düşen kan şekerine bağlı olarak kişinin tatlı krizine girmesi çok yüksek olasılıktır. Hipoglisemisi olanların, mutlaka günde 2,5-3 saatte bir besin tüketmeleri ve ana öğünlerin arasında sağlıklı atıştırmalıklar tüketmeleri gerekir.

Bazı vitamin ve mineral yetersizlikleri: Demir gibi bazı minerallerin yetersizliğinde kişilerin daha sık tatlı krizleri yaşadıkları bilinir. Vücut yetersiz alınan vitamin ve/veya mineralin intikamını tatlı isteyerek alır.

PMS (Adet öncesi sendromu): Adet dönemleri öncesinde aşırı duyarlılık göstermek olarak tanımlanabilecek bu durumda, kadınların aşırı tatlı ihtiyacı duydukları bilinir. Çeşitli beslenme stratejileri ile tatlı krizlerinin önüne geçilmesi mümkündür.

Polikistik Over Sendromu (POS): Polikistik over hastalığı olan kadınların birçoğunda gizli şeker (insülin direnci) eş zamanlı olarak bulunduğundan ötürü, POS’u olan kadınların tatlı krizlerini diğer kadınlara göre çok daha sık yaşadıkları bilinmektedir. POS’u olan kadınların bu durumu aşabilmeleri için doktorları ile gerekli tedavi planını yapmaları, diyetisyenleri ile sağlıklı kiloya inmeleri ve bu kiloyu korumaları ve düzenli egzersiz yapmaları gerekir.

Bağırsak parazitleri: Bağırsak parazitleri, bağırsakta yiyecekten üretilen enerjinin büyük bir kısmını çaldığından ötürü kişinin iştahı açılır ve tatlı isteği artar. Aşırı tatlı isteği duyan ve gece uyurken salya akıntısı olan kadınların, barsak paraziti ihtimalini gündeme getirmesi gerekir.

Duygusal Durum: Kadınlarda tatlı ihtiyacının ortaya çıkmasının en temel nedenlerinden biridir. Üzüntü, mutsuzluk, stres, depresyon gibi sebepler tatlı isteğinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Son dönemlerde kadınlarda yaşanan cinsel mutsuzluğun da tatlı isteğine sebep olabileceği gündeme gelmiştir. Evliliklerinde veya cinsel hayatlarında mutsuz olan kadınların, diğer kadınlara göre daha fazla tatlı ihtiyacı duydukları bilinir.

TATLI KRİZLERİ İLE SAVAŞMANIN 10 YOLU

Az miktarda tüketin… Yapılan araştırmalar canı tatlı isteyen kişilerin eninde sonunda o tatlıyı tükettiğini gösteriyor. Bu nedenle canınız tatlı istediğinde az miktarda tüketmek yardımcı olacaktır. Günlük 150 kaloriyi aşmayacak bir tatlı tüketiminin vücuda çok zararlı olmadığı düşünülüyor. Amerika Kalp Sağlığı Derneği’nin açıklamasına göre Amerikalılar günde 22 çay kaşığı şeker tüketiyor, önerilen maksimum miktar ise kadınlar için altı, erkekler için dokuz çay kaşığı dolusu şeker.

Tatlı ile diğer besinleri karıştırın… Tatlıdan alacağınız kaloriyi azaltmak ve daha az miktarda tatlı tüketerek tatlı damağınızı kırmak istiyorsanız, besinleri karıştırmalısınız. Örneğin çikolata sosuna bandırılmış muz ve çilek tüketmek veya direk çikolata yemek yerine fındık ve bademli drajelerden tüketmek hem daha az miktarda tatlı ile tatlı isteğinizi kesmenize hem de daha az kalori almanıza yardımcı olur. Ayrıca karışım tatlılar, kan şekeri daha yavaş yükselip daha yavaş düştüğünden ötürü tatlı tüketimine bağlı hızlı acıkma ihtimalinizi de azaltmış olursunuz.

Şekersiz sakız çiğneyin… Şekersiz fakat şeker tadı olan aromalı sakızlardan çiğnemek tatlı ihtiyacınızı azaltabilir. Yapılan bazı bilimsel çalışmalar, sakız çiğnemenin yemek yeme isteğini azalttığını göstermektedir.

Meyve tüketmeye çalışın… Canınız tatlı istediğinde taze veya kuru meyveler ile bu ihtiyacınızı bastırabilirsiniz. İş yeri çekmecenizde veya mutfağınızda aşırı kalorili şekerli atıştırmalıklar yerine kuru kayısı, kuru incir, hurma, kuru erik gibi tatlı ama sağlıklı atıştırmalıklara yer açın.

Odağınızı değiştirin… Canınız gün boyunca tekrar tekrar tatlı bir şeyler tüketmek istiyor ise odağınızı değiştirmelisiniz. İmkân varsa yürüyüşe çıkmak tatlıyı unutturacak en iyi yöntemlerden biridir. Bilgisayar oyunları, gazete, dergi ve kitap okumak gibi faaliyetler ilk on dakikasından sonra genelde tatlı ihtiyacını ortadan kaldırır. Tatlı istediğinizde evi toplamak, en yakın arkadaşınızı arayıp sohbet etmek hatta günümüz dünyasında sosyal medyada zaman harcamak tatlıyı unutturacak yöntemlerden sayılabilir.

Kaliteli tatlı tüketin… Şeker ve gofretler yerine yoğun kakaolu bitter çikolataları, hamur tatlıları yerine meyveli ve sütlü tatlıları tercih edin. En azından tatlı isteğinize mağlup olduğunuzda, sadece şeker değil, vücudunuz için gerekli olan bazı vitamin, mineral ve diğer besin öğelerini de almış olursunuz.

Düzenli beslenin… Uzun süre aç kalmak, ana öğünleri atlamak gibi beslenme yanlışları tatlıya olan isteğinizi arttırabilir. Günde 3 saatten uzun aç kalmayacağınız ve aralarda sağlıklı atıştırmalıklar tüketeceğiniz bir beslenme planı tatlıya olan isteğinizi ciddi anlamda azaltır.

Destek alın… Eğer üzüntü, stres gibi duygusal durum değişiklikleri tatlı krizlerine yol açıyorsa ve bu hayatınızda artık çözümlenemeyen ve sürekli tekrarlanan bir hal aldı ise destek almayı düşünebilirsiniz. Unutmayın ki, hiçbir besin veya içecek hayatınızdaki problemleri çözemez. Hayatınızda ciddi bir mutsuzluk kaynağı var ise onu tatlı yiyerek yenemeyeceğinizin farkına varmalısınız. Tatlının problemi sadece erteleyen anlık bir çözüm olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Kendinizi ödüllendirin… Tatlı krizlerinize karşı açtığınız savaşı bütün hafta hafif sıyrıklar ile atlattı iseniz, haftanın sonunda kendinizi ödüllendirmelisiniz. Yemeğin bir ödül olmadığını unutmayın. Kendinizi başka şeylerle ödüllendirmeye çalışın. Çok beğendiğiniz kazak veya en sevdiğiniz yazarın yeni kitabı gibi. Bu ödüller tatmin etmiyor ise 150 kaloriyi aşmayan bir tatlı ile kısa dönemli bir ateşkes ilan edin.

Hep aynı taktiği uygulamayın… Canınız her tatlı istediğinde kuru kayısı tüketmek veya en yakın arkadaşınızı aramak gibi aynı yöntemler ile yol almaya çalışırsanız başarısız olabilirsiniz. Bu nedenle canınız her tatlı istediğinde başka bir taktik uygulamaya çalışmalısınız.

Diyetisyen & Yaşam Koçu Gizem Şeber Hakkında:

2007 yılında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden mezun oldu. Beslenme üzerine bir iş yapmak üzere üniversite sınavına giren Şeber ilk tercihi olan Hacettepe Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nü kazanarak okulu 4.’lükle bitirdi. Üniversitenin son senesinde Avrupa Birliği’nden burs kazanan Gizem Şeber, okulun bir dönemini Oxford Brookes’da okudu. Üniversiteden mezun olduktan sonra Alman Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Koordinatörü olarak iş hayatına başlayan Şeber, 2010 Ağustos ayından itibaren kendi diyet merkezini hizmete açtı. Alman Hastanesi’nde özellikle gebelikte beslenme, gebelik şekeri ve bulimia üzerinde çalışan Şeber, şu anda kendi merkezinde 120’den fazla hastaya hizmet veriyor.

4 Mart 2013 Pazartesi

Frambuaz Reçelli Kurabiye

image_1361483687181834

Bu şirin kurabiyeleri Pril ile Sevgililer Günü'ne Özel Lezzet Atölyesi'nde hazırlamıştık. İtiraf etmeliyim ki o gün yemekte bu kurabiyeleri tatma fırsatım olmadı. Narlı cevizli ıspanak salatası, siyah pirinçli risotto ve taze baharatlı bonfile o kadar lezzetli ve doyurucuydu ki bu kurabiyelere sıra gelmemişti. 

page2 

Neyse ki paketleyip İstanbul'dan İzmir'e getirmiştik :) Ertesi gün tadınca bu uzun yolculuğa değecek lezzette olduklarını gördüm. Mis gibi tereyağ kokan bu kurabiyeler kendi hazırladığımız frambuaz reçeli ile daha da lezzetli hale gelmişti. Kesinlikle denemenizi öneriyorum, ben ilk fırsatta kendi mutfağımda da yapıp sevdiklerime ikram edeceğim. Dilerseniz gıda boyası eklemeden de yapabilirsiniz, ama özel bir gün için kalp şekli ve kırmızı renk çok hoş oluyor.

page

Malzemeler:
Kurabiye için
  • 150 gr tereyağ
  • 75 gr pudra şekeri
  • 1 yumurtanın beyazı
  • 1/8 çay kaşığı tarçın
  • 250 gr un
  • 4 gr kabartma tozu
  • birkaç damla vanilya esansı ya da vanilin
  • Birkaç damla kırmızı gıda boyası
Frambuaz reçeli için
  • 250 gr donmuş frambuaz
  • 100 gr şeker
  • 1/2 limonun suyu
  • 1 çay kaşığı mısır nişastası
Yapılışı:
  • Donmuş frambuaz, şeker ve limon suyunu pişirin. 2 yemek kaşığı suyla karıştırıp açtığınız mısır nişastasıyla kıvamını hafif koyulaştırın.
  • Reçeli kenara alıp soğutun.
  • Tereyağ ve pudra şekerini çırpın, içine yumurta ve vanilya esansını ekleyip iyice karıştırın.
  • Ayrı bir kapta un, kabartma tozu ve tarçını karıştırıp tereyağlı karışıma ekleyin.
  • Hamuru iki topa bölün. Hamur toıplarını teker teker hafif unladığınız tezgaha alıp açın.
  • Kalp şeklinde kurabiye kalıpları ile hamuru şekillendirin.Ortası delik, reçeli gözüken şekilde hazırlamak içinb iki boy kalp kurabiye kesici kullanın, önce büyük, sonra küçük boy kesiciyle ortası kalp şeklinde delik üst katman kurabiyeyi şekillendirebilirsiniz.
  • 175 derece ısıtılmış fırında hafif rengi değişene kadar pişirin. (1,5 cm kalınlığında açılmış kurabiye için yaklaşık 12-14 dakika)
  • Pişmiş kurabiyelerin arasına reçeli sürerek kalp şeklinde kurabiyelerinizi sandviç gibi hazırlayın.

2 Mart 2013 Cumartesi

Taze Baharat Marineli Izgara Bonfile

526438_462199147169315_1630153414_n

Pril ile Sevgililer Günü'ne Özel Lezzet Atölyesi'nde hazırladığımız Aşk Risotto'sunu taze baharatlarla marine ettiğimiz bonfile eşliğinde sunmuştuk. Etkinlikte bu güzel tabağı o günkü çalışma arkadaşım İsmet'le (Leezet Kahvesi) birlikte hazırladık. Biz hem taze baharatların kattığı aromayı hem de etin pişme kıvamını çok beğendik. Sizlerle de bu marinasyonu ve pişme sürelerini paylaşacağım, bunlara dikkat edince lezzetli ve kıvamında bir et pişirmeniz garanti.

IMG_8260

Malzemeler:
  • 4 dilim bonfile
  • 4 dal taze kekik
  • 4 dal taze biberiye
  • 4 diş sarımsak
  • 1 yemek kaşığı tane karabiber
  • Yarım su bardağı zeytinyağı
  • 2 yemek kaşığı deniz tuzu
IMG_8219

Yapılışı:
  • Bonfileyi tuz hariç diğer malzemeler ile minimum yarım saat vaktiniz varsa 1 gece marine edin.
  • Önceden marine ettiyseniz pişirmeden yarım saat önce dolaptan çıkarıp oda ısısına getirin.
  • Pişirmeden hemen önce her iki tarafı iyice tuzlayın.
  • İyice ısıtıp yağladığınız dökme demir tava/ızgara ya da paslanmaz çelik tavada bonfilenizin her iki tarafına  da 3'er dakika iz verin. Daha sonra altını kıstığınız ateşte istediğiniz kıvama gelene kadar pişirmeyi tamamlayabilirsiniz. Ya da iz verdikten sonra 180 derece ısıtılmış fırında pişirin.
  • Az pişmiş için yaklaşık 5-7, orta pişmiş için 13-15, iyi pişmiş için yaklaşık 20-25 dakika pişirmeniz yeterli olacaktır. (tabi bu pişme sürelerinin ocağın/fırının ısı özelliklerine ve bonfilenin kalınlığına göre değişebileceğini de dikkate alın.)